Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2014 Perşembe

Kitap Yorumu: Gölge ve Kemik - Leigh Bardugo (Grisha #1)


Alina'nın gücü dünyayı kurtarabilir. Sırları ise onu yok edebilir.

Orjinal adı: Shadow and Bone (The Grisha #1)
Türü: High fantasy, genç yetişkin

Gölge ve Kemik yorumuyla karşınızdayım! Bundan sonraki iki günde de serinin devam kitaplarını yorumlamayı düşünüyorum.

NOT: Bolca görsel ve ciddiyetsizlik içerecek.


Bu kitabı çok sevdim. Aslında bu seriyi çok sevdim. En sevdiğim üçleme haline gelmiş olabilir. Aslında kitaba 4 vermişim daha önceden ama 4,5'tan ve seri muhteşem. Bu yüzden dedim ki fuck it ve 5 puanı çak B)

Gölge ve Kemik, Ravka'da geçiyor. Ravka, komşu ülkeleriyle birlikte, Rusya'dan ilham alan bir dünya. Aynı zamanda Grishalar var *Yay!* Bunları yazarımız "Moleküler fiziğin sihirle birleşmesi" olarak betimlemiş bir röportajda. 3 sınıfa ayrılıyor Grishalar. 

Corporalki (Canlılar ve Ölüler Sınıfı)
Cellatlar (İnsanların nabızlarını yavaşlatığ bayıltabiliyorlar, doğal olarak öldürebiliyorlar da) - Heartrender
Şifacılar (Adı üstünde) - Healer
1 adet Corporalki
Etheralki (Elçiler Sınıfı)
Dalgaların Hakimleri - Tidemaker / Suyu kontrol ediyorlar
Ateşin Hakimleri - Inferni / Bir kıvılcım çevresinde yanıcı gazları kontrol ederek alev oluşturabiliyorlar
Rüzgarın Hakimleri - Squaller / Rüzgar oluşturuyorlar

Materialki (Fabrikatörler Sınıfı)
Durast / Cam, Grisha çeliği vb.
Alkemi / Barut, zehirler
1 adet Materialki - bu 2 çizim de Irine Koh'a ait
Ravka'da 1. ve 2. ordu var. 1. ordu normal insanlar, 2. ordu ise Grishalardan oluşuyor. 2. Ordunun başında da Karanlıklar Efendisi denen bir şahıs var. Bu Grisha da karanlığı kontrol edebiliyor. Yıllar önce bunun atalarından biri yanlış giden bir deney yapıyor ve Ravka'nın ortasında Karanlıklar Diyarı denilen bir yer oluşuyor. (a.k.a. Kum Denizi çünkü su yerine kum olan deniz gibi bir şey) Dünyamız böyle.





Alina Birinci Ordu'da bir haritacı, kartogyaf. Askerlerle ve Alina'nın daha değişik duygular beslediği çocukluk arkadaşı Malyen'le birlikte Karanlıklar Diyarı'nı geçmeye çalışırlarken volcraların yani Karanlıklar Diyarı'ndaki yaratıkların saldırısına uğruyorlar. Burada da Alina'nın gücü ortaya çıkıyor. O da bir Grisha! Hem de sıradan bir Grisha değil, ışığı çağırabilen Güneşin Elçisi. Alina'nın Karanlıklar Diyarı'nı yok edip ülkeyi bütünlüğe kavuşturma potansiyeli var.

Açıklama biraz uzun oldu sanki ama anlattıklarım ilk 50 sayfaya ancak geliyor.

Alina'nın gücünü kullanmayı öğrenmesi için başkent olan Os Alta'ya götürüyorlar ve orada eğitimine başlıyor. Burada diğer Grishalarla ve Karanlıklar Efendisi'yle olan ilişkilerini görüyoruz. Kitap sonuna kadar merak unsuru ve aksiyon taşıyor. Sonunda bomba patlıyor, kitabın en güzel yerleri sonlarıydı bana kalırsa. Aksiyon tavan yapıyor ve de badass Alina *-* 
the Cut B)
Karakterlere gelirsek ne Malyen'i ne de Karanlıklar Efendisi'ni çok sevdim. Ama Malyen her türlü alır bu karşılaşmayı. Karanlık Efendisi gebersin.

Genya'yı çok sevdim. Ne olursa olsun da seveceğim. Kızıl saçlılara zaafım var zaten.



Ha bir de Baghra'yı seviyorum :3 bunda ileriki kitaplar da etkili olabilir ama umrumda değil. 

Kapaklar zaten orjinal ve iç baskısına hayran kaldığımı söyleyebilirim.

İkinci kitap Kuşatma ve Fırtına çıktı bile!

Dipnot: Bu kitabı Son Hava Bükücü'yü seven insanlara öneriyorum. OKUYUN!!!




11 Temmuz 2014 Cuma

Kitap Yorumu: Ölümcül Merhamet - Robin LaFevers (Ölüm'ün Hizmetkarları #1)


Kurt olabilecekken neden kuzu olasın?

Orjinal adı: Grave Mercy (His Fair Assassin #1)
Türü: Genç yetişkin, fantastik, tarihi kurgu

Fantastik dünyanın ve tarihi kurgunun iç içe geçtiği bir kitap Ölümcül Merhamet. Düşesler, dükler şovalyelerin yanında 9 aziz var. Bunlar tanrılar gibi, hepsi farklı şeyleri temsil ediyor. Ana karakterimiz Ismae de ayarlanmış bir evlilikten zar zor kaçıyor ve kendisini ölüm tanrısı Aziz Mortain'in emrinde çalışan bir manastırda buluyor. Rahibeler burada ona suikastçı olmayı öğretiyor. Dövüşmeyi, silah ve zehirleri kullanmayı öğreniyor Ismae. Ve 3 yılın sonunda ilk görevine gönderiliyor. Manastır hainlere suikast düzenliyor. 


Bu görevler sonrasında da dolaylı yoldan Duval'le tanışıyor. Manastır onu Duval'le saraya yolluyor. (Duval, Düşes'in üvey kardeşi) Bundan sonra Ismae'nin sarayda yaşantısını ve Duval'le beraber Düşes için yaptıklarına şahit oluyoruz. Zira ülkeleri savaşın eşiğinde. Düşes'le evlenmek isteyen isteyen bir sürü kişi var.

Kitap ilk başta oldukça heyecanlı başlıyor. Manastır'a geliyor ve eğitim alıyor. Burada aşırı hayal kırıklığına uğradım çünkü ben o eğitimi okumak istiyordum, kitap direk 3 yıllık eğitimi es geçti. Neyse... Sonrasında suikastlar falan, Ismae'nin badass yanını görüyoruz. Buralar yine güzeldi. Ardından Manastır onu saraya yollayınca kitap biraz yavaşlıyor. Entrikalara tanık oluyoruz. Ve sonlarda aksiyon yine baş gösteriyor. Sonları en sevdiğim kısım oldu diyebilirim aslında.

Merhametin aracı olmak istiyordum ben, intikamın değil.

Karakterlere gelirsek, Ismae'yi sevdim ama Duval ve ikisini birlikte daha çok sevdim. Canavar ve de Jornan'ı da -Canavar daha çok olsa da- sevdim.Ve şu an fark ettim de onlar biraz Ari ve Janco'ya benziyor.

Sonuç olarak kitap okuması eğlenceli, aksiyonlu bir kitap. Ama ben açıkçası aradığımı bulamadım. Saray entrikaları suikast kısımlarını geriye atmış gibiydi. Yine de okunmaya değer bir kitap.


23 Haziran 2014 Pazartesi

Kitap Yorumu: Zehir Ustası - Maria V. Snyder (Usta #1)


Ölümcül bir zehir kurtarıcın olsaydı...

Orjinal adı: Poison Study (Study #1)
Türü: Fantastik, büyü, yetişkin

Katie McGrath'i Yelena olarak kullandım :3
Bu kitabı çok sevdim. Öyle böyle değil. Zehir Ustası, başka bir dünyada geçiyor. (High-fantasy) Burada kuzeyde Ixia, güneyde Sitia, iki komşu ülke var. Ixia krallıkken Komutan Ambrose askeri bir darbe yapıyor ve kontrolü devralıyor. Herkesin bir işi oluyor. Üniforma zorunluluğu getiriliyor. Cinsiyet ve soy yerine beceriyle geliyor insanlar bir yerlere. Ancak aynı zamanda büyü yasak. Büyü gücü olanlar öldürülüyor. Ülke 8 askeri bölgeye ayrılmış ve hepsini birer Yüzbaşı yönetiyor. Komutan da bunların başında.

Sitia ise daha serbest bir ülke. İklim daha sıcak. Bir sürü klan var. Ve de bir sürü büyücü. Dağınık halde yaşasalar da bir Konsey'leri var.

MD = Askeri Bölge
Yelena askeri bölgelerden birinin başındaki Yüzbaşı Brazell'ın oğlunu öldürdüğü için idama mahkum edilmiş. Yaklaşık bir yıldır hücresinde. Sonunda idam günü geliyor. Ancak Komutan'ın suikastçısı ve askerlerin başı Valek ona bir teklifte bulunuyor: Ya şimdi ölecek ya da komutanın yeni çeşnicisi olacak. 

Sadece bir aptal işi reddeder.
Ben bir aptal değilim.
Böylece hikaye başlıyor. Yelena, Valek'le birlikte zehirleri öğrenmeye başlıyor. Eğitimin ilk günü Valek ona Kelebek Tozu yediriyor. Eğer Yelena günde bir kez panzehir almazsa onu acılı ve yavaş bir ölüm bekliyor olacak. Bu da çeşnicilerin kaçmamasını sağlama alma yöntemleri. Tabi tek derdi bu değil. Brazell'ın adamları da onu öldürmek istiyor ve kitapta durmayan bir aksiyon var.

Yelena'ya bayıldım. Pısırık, kararsız karakterleri hiç sevmiyorum. Yelena bunların tam zıttıydı ve karakterin 20 yaşında olmasından dolayı ergen davranışları yoktu. Buna çok sevindim.

Valek... Valek'i de gayet sevdim. Çok gizemli biri kendileri. Ancak Yelena'yı korumak için yaptıkları inanılmaz. Zaten Yelena ve Valek'in yakınlaşacağını tahmin edersiniz. İlişkileri de tam kıvamındaydı. Ne çok yoğun, ne çok az.

Ayrıca Ari ve Janco en sevdiğim yan karakterlerden oldular. Bu iki asker Yelena'yı kendini koruması için eğitiyor ve onların bölümlerini okurken çok eğleniyorsunuz. 

Kapağa değinmek istiyorum. Bizim kapak yurtdışındaki ilk orijinal kapağa benzetilmeye çalışılmış sanırım. Bence fena değil. Kızın yüzü gözükmese daha hoş durabilirdi.

Orjinal kapak
Birden fazla orijinal kapak var. Benim en sevdiğim bunlar oldu. Kitap da mükemmel.